* Kalbine vesvese gelen ilerde büyük makamlara layık kişidir.
* Evlad-ı Resul başınızdan aşağı tuvalet pisliğini boşaltsa, onun huzurundayken gücendirmemek için temizlemeye kalkmayın.
* Dünya hayatı Cennete benzemez ancak, Allahü teâlâ adeta bazı kullarına Cennetten bahçe misali bahçe nasip eder, alameti; zikreden dil, şükreden kalb, kâfi ölçüde geçim, rahat edebileceği ev, bir de anlaşabileceği bir eş.
* Ahmaklık kârını zararını bilmemek, sağını solunu görmemek, iyiyi kötüyü ayıramamak demektir. Cehenneme giren ahmaklık sebebiyle girer, yüz binlerce ip sarkıtılıyor, uçuruma yuvarlanmamak için.
* İbadetleri lezzet alıyoruz diye yapmayın, Allahü teâlânın emri olduğu için yapın.
* Nefs, herkesten üstün olmak ister, anneden de, babadan da, hocadan da. Nefsin bir zaafı var, kendi evladını kendinden üstün ve daha iyi görmek ister.
* Elbette emr-i maruf nehy-i münker çok sevaptır, ancak üç şarta haiz olmalı: 1- Bilmek (İlim sahibi olmak) 2- O şeyi bizzat nefsinde yapmak 3- Emr-i Maruf veya nehy-i münkeri rıfk ile yapmak
* Allahü teâlânın sevdiklerinin 4 özelliği var;
Helal kazanırlar ve yedikleri, giydikleri her şey helaldir.
Tevazu sahibidirler, asla kibirli değildirler.
İyi huyludurlar.
Herkesle iyi geçinirler, güler yüzlüdürler.
* Nefsin gıdası haram işlemektir, nefse bu gıdayı vermeyip, dinimizin müsaade ettiği şeyleri vererek, meşgul etmeli, hatta kandırmaya çalışmalı. Nefs, kedinin fareyi deliğinden beklediği gibi bekler, gaflete gelmez.
* Ailede geçimsizliğin kaynağı, kadın ve erkeğin hukukuna riayetsizliktir.
* Tatlı dil müslümanın şiarıdır, adalet kul hakkının temelidir, adalet olmazsa huzur olmaz.
* Gerçek şükür, her konuda, her hususta, Peygamber efendimizin ahlakıyla şereflenmekle olur
Öyle çaresizim ki Rabbim,
çarelere ermiyor aklım...
Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım...
Ögütleri masal gibi dinliyorum...
Nasihatler ninni misali geliyor,
basımı sallıyorum.. sanki anlamıs gibi...
Beni takipte ızdırap.. Pesimden gelir kabuslar...
Kimsem yokmus su dünyada senden baska!..
Merhametine uzatıyorum ellerimi...
Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi..
Dizginle çılgınlıklarımı...affet günahlarımı..
Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaslarımı..
Sen teselli et beni, serinlik sun su bagrıma...
Vardır bunda da bir hayır..
Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!..
Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi,
ömrüme ısık olsun, sıkıntı anlarımda ettigim dualar..
Hüzünlerde olgunlastır beni..
Cahilim çok cahilim..
Sen yolum ol! Sen sonum ol!
Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol!
Daglar kadar günahlarıma,
bir avuç tövbe kırıntısı getirdim...
Sen derman ol su volkanlarıma...
Sensiz bir yürek ne kadar bos!..
Affeyle Ya Rabbel alemin...
Amiin....
Makbul dualardan biri de, müminin, mümine gıyabında yaptığı duadır.
Çünkü dua yapan insanın, yaptığı duada bir menfaati veya bir beklentisi
yoktur. Bu sebeple ihlaslı ve samimidir. Herhangi bir beklenti olmadan,
sırf mümin kardeşini düşündüğü ve onun ihtiyaçlarının giderilmesi için
yapılan dua inşallah kabul edilir. Zaten Allah (c.c), Peygamberimizin ifadesi
ile, “kendisine el açan hiç kimsenin elini boş çevirmez.”
“Dua, kabul edilebilecek durumda olmalı. Çünkü bazı şerait dâhilinde dua
makbul olur. Şerait-i kabulün içtimaı nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.
Ezcümle: Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra
makbul bir dua olan salavat-ı şerife-yi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde
yine salavat getirmeli. Çünkü iki makbul duanın ortasında bir dua makbul
olur. Hem “bizahri’l-gayb” yani “gıyaben ona dua etmek”; hem hadîste ve
Kuranda gelen tesirli dualarla dua etmek. Meselâ: “Allahümme inni
es’elüke’l-afve ve’l-afiyete li ve lehü fi’d-dünya ve’l-ahireh: Allah’ım
senden kendim ve mümin kardeşim için dünya ve ahirette af ve afiyet
istiyorum” veya “Rabbena âtinâ fi’d-dünya ve haseneten ve fi’l-ahireti
haseneh, vekınâ azabennâr: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ve ahirette iyilik
ver ve bizi cehennem azabından koru.” gibi, câmi' (geniş kapsamlı)
dualarla dua etmek; hem hulûs ve huşu' ve huzur-u kalp ile dua etmek;
hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem mübarek
yerlerde, hassaten mescitlerde; hem Cumada, özellikle saat-ı icabede;
hem üç aylarda, özellikle meşhur gecelerde; hem ramazanda, hassaten
leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden
kuvvetle ümit edilir. O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür
veyahut dua olunanın âhiretine ve ebedi hayatı cihetinde makbul olur.
Demek aynı maksat yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez; belki
daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir.”mektubat 279..
Vâcib
Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.
Vahiy
Yüce Allah’ın dilediği şeyleri peygamberlerine, özel yolla bildirmesidir.
Vaiz
Dinî konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va’z eden kimsedir.
Vakfe
Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.
Vitir
Yatsı namazından sonra kılınan üç rek’atlık vacip namazdır.
Yemin Kefareti
Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.
Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir?
Yer yüzende ilk mâbed, Kâbe-i Muazzama’dır.
Zekat
Dinen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.