« Önceki |

23/2/2007

ÖZÜR SAHİBİ OLANLARIN DURUMU

 

 

ÖZÜR SAHİBİ OLANLARIN DURUMU

 

Abdesti bozan şeylerden birinin bir namaz vakti kesilmeden devam etmesine "Özür"; böyle bir durumda olan kimseye de "Özür Sahibi" denir.
Bir hastalık sebebi ile burnundan kan akan veya vücudunun herhangi bir yerinden kan veya başka bir akıntı (damla damla idrar gelmesi, cerahat akması gibi) gelen kimse, namaz vakti içinde akıntı kesilince abdest alır, namazını kılar.
Eğer akıntı namaz vaktinin tamamında devam eder, abdest alıp namaz kılacak kadar bir kesinti olmazsa "Özür Sahibi" sayılır.
Bu durumda olan kimse, namaz vakti girdikten sonra akıntı devam ederken abdestini alır ve namazını kılar. Devam eden akıntının dışında abdesti bozacak başka bir şey meydana gelmezse bu abdestle vakit içinde istediği kadar namaz kılabilir, (kaza ve nafile namazları gibi.)
Özür sahibinin abdesti, namaz vaktinin çıkması ile bozulur, özür hâli devam ettiği süre her namaz için vakit girdiken sonra tekrar abdest alır.
Bu, özür sahiplerine dinimizin gösterdiği bir kolaylıktır.

23/2/2007

ABDESTİN FAZİLETİ

 

ABDESTİN FAZİLETİ

 

 Abdest, belirli organları usulüne uygun olarak yıkamak ve meshetmek suretiyle yapılan temizliktir. Abdest almanın fazileti ve manevî faydaları hakkında sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Bir müslüman abdest alırken ellerini yıkayınca elleri ile yaptığı günahlan bağışlanır, yüzünü yıkayınca gözleri ile işlediği günahları, başını meshedince kulakları ile dinleyerek işlediği günahları, ayaklarını yıkayınca da ayakları ile yürüyerek işlediği günahlan bağışlanır." (Et-Terğib ve't-Terhib, c. 1,s. 155.)
"Sizden biri eksiksiz olarak abdest alır, sonra da: "Eşhedü enlâ ilahe illellahû vahdehü lâşerike leh, ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh" derse, cennetin sekiz kapısı ona açılır, dilediğinden girer." (A.g.e.,c. 1, s. 171.)
Abdestin sağlığımız yönünden pek çok faydaları vardır. Abdest alan bir müslüman, çevresi ile her zaman temas hâlinde olup kirlenen organlarını sık sık yıkayıp temizler ve böylece pislikten meydana gelen birçok hastalıklardan kendisini korumuş olur.

1/2/2007

BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞI

BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞI

 

SABAH NAMAZI
Sabah namazının sünneti - 2 rekat
Sabah namazının farzı - 2 rekat
ÖĞLE NAMAZI
Öğle namazının ilk  sünneti - 4 rekat
Öğle namazının farzı - 4 rekat
Öğle namazının son sünneti - 2 rekat
İKİNDİ NAMAZI
İkindi namazının sünneti - 4 rekat
İkindi namazının farzı - 4 rekat
AKŞAM NAMAZI
Akşam namazının farzı - 3 rekat
Akşam namazının sünneti - 2 rekat
YATSI NAMAZI
Yatsı namazının ilk sünneti - 4 rekat
Yatsı namazının farzı - 4 rekat
Yatsı namazının son sünneti - 2 rekat
Vitir Namazı - 3 rekat

24/1/2007

Sehiv Secdesi

    Sehiv Secdesi
   Sehiv Secdesi Hangi Hallerde ve Ne Zaman Yapılır
    a) Namazda farzlardan birinin unutularak geciktirilmesi.
    b) Vaciblerden birinin unutularak geciktirilmesi veya unutularak yapılmaması hallerinde sehiv secdesi yapılır.
    Namazdaki bu eksikliği gidermek için namazın sonunda sehiv secdesi yapmak vacibtir. Farzlardan birinin unutularak veya bile bile yapılmaması hâlinde namaz bozulacağı için sehiv secdesi ile tamamlanamaz, namazın yeniden kılınması gerekir. Vaciblerden herhangi birinin bilerek terkedilmesi durumunda sehiv secdesi yapılmaz, namazın yeniden kılınması gerekir.

    Sehiv Secdesi Nedir, Nasıl Yapılır?
    Namazın sonunda iki defa secde yapıp oturmak ve bu oturuşta Ettehiyyatü, Allahümme salli ve Allahümme barik'i okuyup selâm vermeye sehiv secdesi denir. Sehiv secdesi şöyle yapılır:
    Namazın son oturuşunda yalnız Ettehiyyatü okunarak sağ tarafa selam verildikten sonra: "Allahü Ekber" diyerek secdeye varılır. Burada üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-â'lâ" denilir. Sonra "Allahü Ekber" denilerek kalkılıp oturulur, tekrar "Allahü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-â'lâ" söylenir ve "Allahü ekber" diyerek kalkılıp oturulur. Bu oturuşta, "Ettehiyyatü, Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ âtinâ..." duaları okunarak önce sağa, sonra sola selâm verilir. Buna sehiv secdesi denir.

24/1/2007

KAZA NAMAZI

    KAZA NAMAZI
    Bir namazı vaktinde kılmaya "Eda", vakti çıktıktan sora kılmaya da "Kaza" denir. Namazı bile bile, özürsüz olarak vaktinden sonraya bırakmak büyük günahtır. Namaz, kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Ancak vaktinden sonraya bırakıldığı için Cenab-ı Haktan af dilemek lâzımdır.
    Beş vakit namazın farzları ile vitir namazı kaza edilir, vakit çıktıktan sonra sünnetler kaza edilmez. Yalnız sabah namazını vaktinde kılamayan kimse, aynı gün büyük kuşluk vaktine kadar farz ile birlikte sünneti de kaza eder.        Kaza namazı kılmak için belirli bir vakit yoktur. Gündüz ve gece her zaman kılınır. Yalnız üç mekruh vakitte, yani güneş doğarken, güneş tam tepe noktasında iken ve güneş batarken kılınmaz.
    Geçmiş namazları kaza ederken hangi günün hangi vaktinin namazı olduğunu bilemezse: "Niyet ettim Allah rızası için kazaya kalan son sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet eder, diğer namazlar için de, kazaya kalan son öğle, son ikindi, son akşam, son yatsı, son vitir namazı diye niyet eder.

    TERAVİH NAMAZI
    Yalnız Ramazan'da her gün yatsı namazından sonra kılınır. Ramazan'da teravih kılmak sünnettir. Teravihten sonra vitir namazı kılınır. Teravih namazı 20 rekattir. Yalnız veya cemaatle kılınabilir. 2 rekatte bir veya 4 rekatte bir selam verilerek kılınabilir. 2 rekatte bir selam vererek kılmak daha faziletlidir.
    Teravih naması 2 rekatta bir selam verilerek kılındığında aynen sabah namazının sünneti gibi kılınır. 4 rekatta bir selam verilerek kılındığında ikindi namazının sünneti gibi kılınır.

    YOLCU NAMAZI
    Onbeş günden az oturmak niyetiyle, yaya veya orta yürüyüşte onsekiz saatlik (90 kilometrelik) veya daha uzak yolculuğa çıkanlar dinde "YOLCU" sayılır.
    90 kilometrelik bu yolculuğu trenle, uçakla, vapurla yapanlar da yolcu sayılırlar.
    Dinimiz, yolcular için bazı kolaylıklar göstermiştir. Şöyle ki:
    a) Yolcular 4 rekatlı farz namazları iki rekat olarak kılar.
    b) Vakitte darlık varsa sünnetler kılınmayabilir.
    c) Ramazanda dilerlerse ramazan oruçlarını tutmayıp bir başka zamana bırakabilirler.
    d) Ayaklarına giydikleri "Mest"e 3 gün süre ile (72 saat) meshedebilirler.
    Dinimizde güçlük yoktur. Yüce Allah'a ibadeti gücümüz yettiğince yaparız. Yolculara, hastalara ve özürlülere tanınan kolaylıklar bu sebeptendir.