« Önceki | Sonraki »

24/1/2007

GUSÜL (BOY ABDESTİ)

    GUSÜL (BOY ABDESTİ)
    Gusül, tepeden tırnağa kadar vücudun her tarafını hiçbir yer kuru kalmayacak şekilde yıkamaktır. Erginlik çağına gelmiş her müslüman erkeğin ve kadının şu durumlarda boy abdesti alması gerekir.
    1- Cünüplük; yani cinsi münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin (sperm) şehvetle vücut dışına çıkması.
    2- Hayız (kadının adet görmesi) ve nifas (lohusalık) hallerinin sona ermesi.
    Bu hallerde gusletmek farzdır. Bazı durumlarda da gusletmek, sünnet veya müstehabdır. Mesela; Hac ve Umre yapmak maksadıyla Mekke ve Medine'ye girmeden önce, hac mevsiminde Mina ve Müzdelife'de bulunmadan önce; yağmur duasından önce; herhangi bir hayırlı iş için müslümanlarla bir araya gelmeden ve mübarek gecelerde gusletmek sünnet ve müstehabdır.
    Namaz için alınan abdest "küçük abdest" kabul edilerek, gusle "büyük abdest" veya "boy abdesti" adı verilmektedir.
    GUSLÜN FARZLARI
    Guslün farzları üçtür.
1) Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak. 
2) Buruna su çekmek ve yıkamak. 
3) Tepeden tırnağa bütün vücudu yıkamak.
    Vücut yıkanırken en ufak bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilmelidir. Aksi taktirde gusül yerine gelmemiş olur. Onun için kulaklar, göbek çukuru, saç, sakal ve bıyıkların dipleri iyice yıkanır.
    GUSLÜN SÜNNETLERİ
1) Gusle besmele ve niyet ile başlamak. 
2) Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu temizlemek. 
3) Gusülden evvel abdest almak. 
4) Abdestten sonra, önce üç defa başa, sonra üç defa sağ, üç defa da sol omuza su dökerek her defasında bedeni iyice oğuşturmak. 
5) Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak. 
6) Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak. 
7) Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak. 
8) Guslederken konuşmamak. 
9) Gusl bitince bedeni bir havlu ile kurutmak 
10) Gusülden sonra çabucak giyinmektir.
    GUSÜL ABDESTİ NASIL ALINIR?
    Guslün adabı aynen abdest adabı gibidir. Gusletmek isteyen kimse önce besmele çekerek gusle niyet eder. Ellerini bileklerine kadar yıkar ve üzerinde yapışıp kurumuş bir şey varsa onları temizler. Sonra herhangi bir pislik olmasa bile avret yerlerini ve uyluklarını yıkar. Sonra sağ avucu ile ağzına bolca su alarak iyice çalkalar; bunu üç defa tekrar eder; oruçlu değilse suyun boğazına ulaşmasını sağlar. Sonra yine sağ eli ile burnuna üç defa su çekerek iyice temizler. Bundan sonra namaz abdesti gibi bir abdest alır. Şayet yıkandığı yere su toplanıyorsa, ayakları, abdest alırken değil gusülden çıkarken yıkar. Abdest aldıktan sonra, önce başına, sonra sırayla sağ ve sol omuzlarına üçer defa su döker. Her defasında vücudun her tarafını iyice oğuşturur. Hiçbir yerinin kuru kalmaması için dikkat eder. Bunun için saçlarının, sakallarının diplerine, göbeğinin içine suyun ulaşmasını sağlar. Eğer vücudunun bir yerinde, herhangi bir yaradan dolayı ilaç veya sargı varsa ve fazla su bunlara zarar verecekse, bunlann üzerinden suyu hafifçe geçirmekle yetinir; bu da zarar verirse sadece eliyle üzerini mesheder.
    GUSÜLSÜZ YAPILMAYAN İŞLER
    Cünüb bir kimsenin veya hayız ve nifas halindeki bir kadının bu durumdayken yapması haram olan hususlar, şunlardır:
1 - Namaz kılmak 
2 - Kur'an niyetiyle Kur'an'dan bir parça okumak (ancak dua niyetiyle okumak caizdir. Ayrıca Kur'an ayetlerini çocuklara kelime kelime öğretmek, Kelime-i Şehadet getirmek, tesbih ve tekbirde bulunmakta da sakınca yoktur).
3 - Kur'an-ı Kerîm'e ve onun en ufak bir parçasına dokunmak ya da tutmak (fakat bitişik olmayan bir kılıf veya kutu içerisinde ise tutmak caizdir)
4 - Kabe-i Muazzamayı tavaf etmek ve zaruret olmadığı halde bir mescide girmek ve içinden geçmek 
5 - Üzerinde ayet yazılı olan bir levhayı veya buna benzer bir şeyi tutmak.

24/1/2007

ABDEST

    ABDEST
    Abdest, belli organları usulüne uygun olarak yıkamak ve meshetmek suretiyle yapılan bir temizliktir. 
    Abdest her şeyden önce her türlü pislik ve kirlilikten kurtulmak, yani maddî ve manevî bütün pislik ve mikroplardan uzak kalmak için İslam'ın emrettiği önemli bir ibadettir. Mikrobun en kolay ürediği yer ağızdır. Ağızdan başlayarak el, yüz ve ayakların günde beş defa temizlenmesi İslam'ın temizliğe verdiği önemi gösterir. Böylelikle İslam yüzyıllar önce temizliğin üzerinde durup insanoğlunu maddî-manevî her türlü pislik ve mikroptan korumayı hedeflemiştir. Bunun yanında abdest alan bir insan, kendini manen temiz ve rahat hisseder ve bu güzel his ve temiz duyguyla Allah'a ibadete durur. Bu da ruhun temizliğini sağlamaktadır. İnsanın yaratılış gayesi olan Allah'a kulluk böyle bir temizleme ameliyesi ile başlayınca insanoğluna vereceği zevk ve rahatlığın değeri sonsuzdur.
İnsan abdestle bedenen ve manen temizlendikten sonra Allah'ın huzuruna çıkar. Böyle bir temizlenme ile günlük bütün yorgunlukları ve yükleri geride bırakır.
    Abdest almakla, dünyevî ve uhrevî bir çok fazilet ve güzellikler elde edilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) abdestle ilgili olarak şöyle buyururlar;
    "Bir müslüman abdest alıp yüzünü yıkadığında, yüzündeki azaların işlediği bütün günahları; el ve ayaklarını yıkadığında el ve ayaklarıyla işlediği bütün hata ve günaları, su damlalarıyla beraber akıp gider ve kendiside tertemiz olur. Hatta kirpik ve tırnak diplerindeki günahlarından eser kalmaz. Adap ve erkanına uymak suretiyle abest alıp kıbleye dönerek: "Eşhedü en la ilahe illallahü vahdehu la şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülühü" diyen bu kul için cennet kapıları açılmıştır; o, cennet kapılarının dilediğiden içeri girer. "(Müslim Tahare, 32, 33; Tirmi Tahare, 2).
    Abdestsiz Olarak Yapılması Yasak Olan Hususlar:
1- Namaz kılmak.
2- Kur'an-ı Kerim'e el sürmek.
3- Tilavet secdesi yapmak.
4- Cenaze namazı kılmak.
5- Kabe'yi tavaf etmek.

    Abdestin Farzları 
1 - Yüzü Yıkamak 
   
Yüzün bir defa yıkanması farzdır. Yüzün sınırları, saçın bittiği yerden sakal veya çene altına, kulakların köklerine kadar olan bölümdür. Gözlerin içine suyun ulaştırılması gerekmez. Ancak abdest alırken gözler sıkılmaz, tamamen açık bırakılmaz. Normal bir şekilde yüz yıkanır. Dudaklar yumulduğu zaman, dışarda kalan kısımlar yüzün sınırlarıdır. Sakal, bıyık ve kaşın altına suyu ulaştırmak gereklidir. 
2- Kolları Yıkamak
   
Parmak uçlarından kol dirseklerine kadar -dirsekler de dahil- olan kısmı bir defa yıkamak farzdır. Eğer iğne ucu kadar kuru bir yer kalırsa veya tırnağının altına suyu geçirmeyecek (hamur, boya, çamur vb.) bir madde bulunursa, abdest alınmış sayılmaz. Ancak boyacıların tırnaklarındaki boyalardan kaçınmanın mümkün olmamasından dolayı bunlar abdeste zarar vermez. Tırnaklar parmak uçlarından dışarı taşacak kadar uzamış olursa o fazlalığı da yıkamak gerekir. Bir kimse abdest aldıktan sonra bu uzamış tırnağı keserse abdestini yenilemesi gerekmez. Parmakta yüzük var ve bu geniş ise abdest alırken bunu oynatmak sünnet, eğer yüzük dar ve altına su geçirmeyecek kadar parmağa oturmuşsa onu oynatmak farzdır.
3- Başı Meshetmek
   
Mesh, sözlükte eli bir şeyin üzerinden geçirmek demektir. İbadet hukukunda ise suyun bir vücut organına isabet etmesidir. Başın meshedilmesindeki farz oranı alın miktarıdır. Bu miktar ise başın dörtte biridir. Meshederken üç veya daha fazla parmağı kullanmak gerekir. İki parmakla yapılan mesh caiz değildir. Başa giyilen sarık veya takke üzerine meshetmek geçerli değildir. Kadınlar da baş örtüleri üzerine meshedemezler.
4- Ayakları Yıkamak
   
Sağlam ve çıplak ayakları topuklarıyla birlikte bir defa yıkamak farzdır. Yaralı veya mestle örtülü ayakları yıkamaya gerek olmayıp sadece meshetmek yeterlidir. Maide Süresi 6. ayette geçen topuk topuk= ka'b, ayağın iki tarafından inak kemiğine bitişik kemiktir. Rasulullah (s.a.s.): "Vay ateşten o topukların haline... " (Buhari, İlim 30; Vudü', 27,29; Müslim, Tahare, 25-28,30; Ebû Davud, Tahare, 46) buyurduğu ve ayakların tamamen yıkanmasını emrettiği bilinmektedir. Bir kimsenin ayağında yarık varsa ve o yarığa su sızdırmayan bir ilaç sürülmüşse, o kimse ayağını yıkadığı zaman, su yarığın altına geçmezse bu durumda su, ayağa zarar verecekse abdest yerine getirilmiş sayılır ve bu caizdir. Ancak su zarar vermiyorsa abdest tam olarak alınmış sayılmaz. Dolayısıyla zarar vermediği takdirde yarıklara su ulaşacak şekilde yıkamak gereklidir.

    ABDESTİN SÜNNETLERİ
 1- Abdeste başlarken "Euzu ve Besmele" çekmek.
 2- Abdeste niyet etmek.
 3- Önce bileklere kadar elleri yıkamak.
 4- Misvak kullanmak veya dişleri parmakla ovalamak.
 5- Ağıza ve burna üçer defa su vermek. (mazmaza ve istinşak)
 6- Kulakları, boynu mesh etmek.
 7- Başın tamamını mesh etmek.
 8 - Yıkanması gereken uzuvları üçer defa yıkamak.
 9- Abdeste organları ara vermeden yıkayarak devam etmek.
10- Sırayı bozmamak.
11- Abdest almaya sağ taraftan başlamak

    ABDESTİN EDEBLERİ
1- Abdest alırken başkasından yardım istememek.
2- Abdest alırken suyun sıçramaması için dikkatli davranmak.
3- Kıbleye doğru yönelmek.
4- Gereksiz yere konuşmamak.
5- Niyet ederken dil ile niyet etmek.
6- Her uzvu iyice ovmak.
7- Abdest dualarını okumak.
8- Kullanılmış su ile abdest almamaya dikkat etmek.
9- Her uzvu yıkarken niyeti korumakla birlikte "Bismillah" demek.
10- Kulağı meshederken serçe parmaklarının uçlarıyla kulak deliklerini meshetmek.
11- Burna ve ağıza suyu alırken sağ eli kullanmak.
12- Sol el ile sümkürmek.
13- Özür sahibi olmayan kimsenin namaz vaktinden önce abdest alması.
14- Abdest bittikten sonra kıbleye karşı ayakta kelime-i şehadet getirmek ve dua yapmak, biraz su içmek.
15- Durgun ve akarak yer değiştiren sular ile birikinti halindeki sulara ve Kıble'ye karşı abdest bozulmaz.

    ABDESTİ BOZAN DURUMLAR
   1- İdrar veya dışkı yollarından yani ön ve arkadan herhangi bir şeyin çıkması. (İdrar, dışkı, yel, vedi, mezi, meni, kurt vb.)
    2- Aklın idrak gücünü gideren hususlar; uyumak, bayılmak, delirmek, sarhoş olmak vs.dir. Ancak oturduğu yerde kıpırdamadan uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz.
    3- Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin veya sarı su çıkması ve etrafına yayılması. Ağızdan akan kana bakılır, şayet bu kan tükrük kadar veya tükrükten fazla ise abdesti bozulur.
    4- Ağız dolusu kusmak.
    5- Cinsi münasebette bulunmak.
    6- Tam olarak cinsi ilişki olmasa bile kadın ve erkeğin çıplak ve ince bir elbise ile vucutlarının veya tenasül uzuvlarının birbirine değmesi.
    7- Teyemmüm yapan kimsenin su bulması.
    8- Namazda sesli gülmek.

   ABDESTİ BOZMAYAN DURUMLAR
   
1- Kişinin ön veya arka yollarından başka vücudunun herhangi bir yerinden kan çıkıp, bir damla halinde kalması.
    2- Kabuk bağlamış bir yaranın kan çıkmadan kabuğunun düşmesi.
    3- Yaradan, burundan yahut kulaktan bir vücud kurdunun düşmesi.
    4- Tenasül uzvuna (cinsi organına) el sürmek.
    5- Kadın vücudunun herhangi bir yerine dokunmak.
    6- Ağız dolusu olmayan kusuntu.
    7- Ağızdan çıkan balgam.
    8- Oturduğu yerde veya namazda uyumak.
    9- Ağlamak.

24/1/2007

ABDEST DUALARI

ABDEST DUALARI

 

ABDESTE BAŞLARKEN;

"Bismillâhilazim velhamdülillâhi alâ dinil islâm."
Allah'ın (cc) ismini zikrederek başlarım. İslam dini üzere kıldığı için; hamd Allah'a (cc) mahsustur. O'na hamdederim.

AĞIZA SU VERİRKEN;

"Allahümme enni alâ tilâveti'l Kur'ân-i ve zikrike ve şükrüke ve hüsnü ibadetike."
Allah'ım, Kur'an-ı Kerim'i okumada, seni zikretme, sana şükretme ve sana en güzel şekilde kulluk etmede inayetini istirham ederim.

BURUNA SU VERİRKEN;


"Allahümme erihnî rayihate'l cenneti ve'r-zükni min neimihâ."
Allah'ım, Beni cennetin rahiyası ile rahiyalandır, ve cennet nimetlerinden beni rızıklandır.

YÜZÜ YIKARKEN;


"Allahümme beyyız vechî binûrike yevme tebyezzu vücûhûn ve tesveddü vücûh."
Allah'ım. Bir kısım yüzlerin ağarıp nurlandığı, bir kısım yüzlerin ise karardığı gün; benim yüzümü nurlandır. ağart.

SAĞ ELİ YIKARKEN;


"Allahümme a'tınî kitabî biyemini ve hâsibni hasâben yesira."
Allah'ım. Kitabımı (amel defterimi) sağ elime ver ve benim hesabımı kolaylaştır.

SOL ELİ YIKARKEN;


"Allahümme lâ tu'tunî kitabî bişimâli velâ min verâl zahri."
Allah'ım. Kitabımı (amel defterimi) sol elime verme. Ve arkamdan da verme.

BAŞI MESHEDERKEN;
"Allahümmec'alni minellezine yestemlûnel kavle feyettebiûne ahseneh."
Allah'ım. Beni hak sözü dinleyenlerden ve onun en güzeline tabi olanlardan eyle.

BOYUN MESHEDİLİRKEN;
"Allahümme a'tik unukî rakabetî mine'n nâri."
Allah'ım. Boynumu cehennem ateşinden azad buyur.

AYAKLARI YIKARKEN;
"Allahümme sebbit kademeyye ale's sırâtı yevme tezillu fîhi'l-akdâm."
Allah'ım. Sırat Köprüsü'nden ayakların kaydığı günde, benim ayaklarımı kaydırma; sabit eyle.

ABDESTTEN SONRA;
"Allahümmec'alnî mine-t-tevvâbîne vec'alnî minel-mütetahhirîn."
Allah'ım beni tevbe eden ve günahlardan temizlenen kullarından eyle

21/1/2007

NAMAZ SÛRELERI

Fatiha Suresi

 


-OKUNUŞU-
Elhamdü lillâhi rabbil'âlemîn. Errahmânirrahîm. Mâliki yevmiddîn. Iyyâke na'büdü ve iyyâke nesta'în. Ihdinas-sirâtal müstakîm. Sirâtallezîne en'amte aleyhim gayrilmagdûbi aleyhim ve leddâllîn.
(Amin)

MÂNÂSI
Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allâh'in (hakki) dir. O'na mahsustur. Ilâhi! Yalniz Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen'den yardim dileriz. Bizi dogru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdigin bahtiyarlarin yoluna, ki onlar ne azip sapmis, ne de gazabina ugramislardir. (Duâmizi kabul eyle Allâh'im!)

AÇIKLAMA
Fatiha Suresi,Mekke'de inmistir. 7 ayettir. Kur'an'in ilk suresi oldugu için açis yapan, açan manasinda "Fatiha" denilmistir.

 

Fil Suresi

 

OKUNUŞU
Elem tera keyfe fe'ale rabbüke bieshâbilfîl. Elem yec'al keydehüm fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece'alehüm ke'asfin me'kûl.

MÂNÂSI

Görmedin mi, nasil etti Rabbin Fil sahiplerine? Fendlerini, tedbirlerini (kötü düsüncelerini) bozup büsbütün perisan kilmadi mi? Üzerlerine sert taslarla atis eden, sürü sürü ebâbil kuslari saldi da, hemen onlari bir yenik hasil (güve yiyip tanesiz kalmis ekin yapragi, saman) gibi kiliverdi.

AÇIKLAMA
Fil Sûresi,Mekke'de nazil olmustur. 5 ayettir. Kâbe'yi yikmak isteyen Ebrehe'nin fillerle hücumunu konu edindigi için bu adi almistir.~

Kureyş Suresi

 

OKUNSU
Liîlâfi Kureyşin. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya'büdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et'amehüm min cû'in ve âmenehüm min havf.

MÂNÂSI

Kureyş'in birbirleriyle veya başkalariyle andlasmasi, anlaşmasi için; hele yaz ve kiş seferlerine (faydalandiklari) andlasmasi için, onlar (Kureys) bundan böyle bu evin (Kâbe'nin) sahibine (Allâh'a) ibâdet etsinler; - O (sahip) ki, onlari büyük bir açliktan kurtardi ve müthis bir korkudan emin kildi.

Maûn Suresi

 

OKUNUŞU
Era eytellezî yükezzibü biddîn. Fezâlikellezî, yedu'ulyetîm ve lâ yehuddu alâ ta'âmilmiskîn. Feveylün lilmusallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. El-lezîne hüm yürâûne. Ve yemne'ûnelmâûn.

MÂNÂSI

Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayani? Iste hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar, çâresizin ve yoksulun yiyecegine dair tesvikte bulunmaz; ne kendisi doyurur, ne de baskalarinin doyurmasi için kayirir. Vay o namaz kilanlarin haline ki, onlar namazlarini geregi gibi ciddî bir vazife olarak yapmazlar. Onlar ki gösteris için yaparlar ve yardimligi sakinirlar (kimseye bir damla sey vermek
istemezler.)


Kevser Suresi

 

OKUNUŞU
Innâ e'taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. Inne şânieke hüvel'ebter.

MÂNÂSI

Biz verdik sana (Yâ Muhammed) hakikatte Kevser. Sen de Rabbin için namaz kil ve kurban da kesiver. Dogrusu, asil ebter sana bugz eden (hinç besleyen, diş bileyen) in kendisidir.



Kâfirun Suresi

 

OKUNUŞU
Kul yâ eyyühelkâfirûn. Lâ a'büdü mâ ta'büdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ a'büd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ a'büd. Leküm dînüküm veliye dîn.

MÂNÂSI
De ki: Ey kâfirler! Tapmam o taptiklariniza. Siz de tapanlardan degilsiniz benim Mabudum (Allah)'a. Hem ben tapici degilim sizin taptiklariniza. Hem de siz tapici degilsiniz benim ibâdet ettigim (Allah)'a. Size dîniniz, bana da dînim.

AÇIKLAMA
Kafirun Suresi, Mekke'de nazil olmustur. 6 ayettir. Kafirlerden söz ettigi için bu adi almistir.

Nasr Suresi

 

OKUNUŞU
Izâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestagfirh, Innehü kâne tevvâbâ.

MÂNÂSI
Allâh'in (vaad eyledigi) yardimi geldigi ve zafer kazanildigi (Mekke'nin fethi ile Islâm'a fütûhat kapilarinin açildigi); ve insanlarin fevç fevç, küme küme Allâh'in dînine girdiklerini gördügün zaman artik Rabbini överek sanini yücelt ve Allâh'tan magfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder.

AÇIKLAMA
Nasr Suresi, Mekke'nin fethi sirasinda inmis olmakla beraber hicretten sonra indigi için Medeni sûrelerdendir. 3 ayettir. Nasr yardim demektir. Sure de Allah'in Hz. Peygamber'e yardim ederek fetihlere kavusturdugu ifade edildigi için bu adi almistir. Islam zaferini haber verir. Ibni Ömer'e göre bu sûre indikten sonra peygamberimiz seksen gün yasamistir.



Tebbet Suresi

 

OKUNUŞU
Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebbe. Mâ agnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.

MÂNÂSI

Ebû Leheb'in iki eli kurudu, kendisi de (helâk oldu!). Ne mali fayda verdi ona, ne de kazandigi. O, (dünyada benzeri görülmemis) bir alevli atese yaslanacak. Gerdaninda hurma liflerinden bükülmüs bir iple odun tasiyan karisi da!

İhlas Suresi

 

OKUNUŞU
Kul hüvallâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.

MÂNÂSI

De ki: O, Allah, birdir. Allah, her yönden eksiksizdir ve her dilegin merciidir, her sey kendisine muhtâc olan Sanli, Uludur. O, dogurmadi ve dogurulmadi. O'na hiçbir sey denk de olmadi
.


Felak Suresi

 

OKUNUŞU
Kul e'ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil'ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

MÂNÂSI
De ki: Yaratilmislarin serrinden, karanlik çöktügü zaman gecenin serrinden, dügümlere üfleyenlerin serrinden ve haset edenin, içindeki hasedini disariya vurdugu vakit, serrinden; safak aydinliginin Rabbine (Allâh'a) siginirim.

AÇIKLAMA
Felak Suresi, Mekke'de nazil olmustur. 5 ayettir. Felak, sabah manasina geldigi gibi yarmak manasina da gelir. Bundan sonra gelen Nâs suresiyle birlikte ikisine "iki koruyucu" anlamina "muavvizeteyn" denir. Bu surelerin sifa maksadiyla okunduguna dair hadisler vardir.

 

Nas Suresi

 

OKUNUŞU
Kul e'uzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min serrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.

MÂNÂSI
1. De ki: Siginirim ben insanlarin Rabbine,
2. Insanlarin Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
3. Insanlarin Ilâhina.
4. O sinsi vesvesenin serrinden,
5. O ki insanlarin gögüslerine (kötü düsünceler)fisildar.
6. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin serrinden Allah'a siginirim!

AÇIKLAMA
Nas Suresi, Mekke'de nazil olmustur. 6 ayettir. Nas insan demektir
.



Namazda Okunan Dualar ve Âyet'ül Kürsî

 

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yesfeu indehû illâ biiznihi. ya'lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bisey'in min ilmihî illâ bimâ sâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hifzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm. 

MÂNÂSI

Allâh, O Allâh'dir. O yegâne hak mâbuddur ki O'ndan baska Ilâh yok, yalniz O; daima yasayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayy ü Kayyum ancak O'dur.
Ne gaflet basar O'nu, ne uyku. Göklerde, yerde ne varsa hepsi O'nundur.
Kimin haddine ki izni olmaksizin O'nun yaninda sefaat edebilsin? Allah yarattiklarinin islediklerini, isleyenlerini, geçmislerini, geleceklerini bilir.
Onlar ise O'nun bildiklerinden yalniz diledigi kadarini kavrayabilir; baska bir sey bilemezler.
O'nun kürsüsü, ilmi bütün gökleri ve yeri kucaklamistir ve bunlarin koruyuculugu, bunlari görüp gözetmek kendisine bir agirlik da vermez.
O, öyle Ulu, öyle büyük ve yücedir...


Sübhâneke

Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe gayrük.

NOT: Parantez icinde yazili olan kisim sadece cenaze namazi kilarken okunacak.

MÂNÂSI
"Allâh'im! Sen eksik sifatlardan pâk ve uzaksin. Sen'i dâima böyle takdîs eder ve överim; Sen'in adin mübarektir, azamet ve celâlin yüksektir. Sen'i ögmek yücedir ve Sen'den gayri Ilâh yoktur."

Ettehiyyâtü

Ettehiyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh, Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh.

MÂNÂSI

Dil ile, beden ve mal ile olan ibâdetlerin hepsi yalniz Allâhu Teâlâ'yadir. Ondan baskasina ibâdet olmaz.
Ey mertebesi yüce olan Nebî "Muhammed"! Allah'in rahmeti ve bereketleri ile selâm ve selâmetlik Sana olsun!
Selâm ve selâmetlik bizim üzerimize ve Allâh'in iyi kullarina olsun!
Sahadet ederim ki: Allâh'tan baska Ilâh yoktur; yine sahadet ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve rasûlü "elçisi" dir.

Allahümme Salli

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ Ibrâhime ve alâ âli Ibrâhim. Inneke hamîdün mecîd.

MÂNÂSI

Allâh'im: Muhammed'e ve O'nun evlât ve etbaina (yakinlarina), Ibrahim'e ve âline rahmet ettigin gibi, rahmet et. Muhakkak ki Sen ögülmüs, ögülmeye lâyik ve sanlisin.

Allahümme Bârik
Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ Ibrâhime ve alâ âli Ibrâhim. Inneke hamîdün mecîd.

MÂNÂSI
Allâh'im: Muhammed'i ve âlini, Ibrahim'i ve etbaini mübarek kildigin gibi mübarek kil. Süphe yok ki, ögülmüs yalniz Sen'sin, gerçekten san ve seref sahibi de Sen'sin! 

 

KUNUT DUALARI
(Allahümme innâ nesteînüke)
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü'minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü nesküruke ve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk. 

MÂNÂSI

Allâh'im: Biz Sen'den yardim isteriz, günahlarimizi örterek bizi rüsvay etmemeni isteriz; râzi oldugun seylere bizi hidâyet etmeni isteriz.
Allâh'im, Sana îman ederiz, tövbe edip Sana döneriz islerimizde Sana dayanir ve Sana güveniriz; Seni överiz, bütün hayirlarin Sen'de oldugunu ikrar ederiz; verdigin bunca nîmetlerden dolayi Sana sükrederiz ve nankörlük yapmayiz.
Sana karsi nankörlük eden fâcirleri birakir ve ondan ayriliriz, onunla olan rabitamizi keseriz.
(Allahümme iyyâke na'budu)

Allahümme iyyâke na'büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes'â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhik.

MÂNÂSI

Allâh'im! Biz ancak Sana ibâdet ve kulluk ederiz, ancak Senin için namaz kilariz ve Sana yalvaririz, yalniz Sana secde eder, yalniz Sana kosar ve Sana yaklastiracak seyleri kazanmaya çalisiriz.
Ibâdetini sevinçle yapariz, rahmetini ve ihsaninin devamini ve çok olmasini dileriz.
Yasak ettiklerini yapamaz ve azabindan korkariz. Süphe yok ki, azabin kâfirlere ulasir.

RABBENA

Rabbenâ âtinâ fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten ve kinâ azâbennâr.

 MÂNÂSI

Ey bizim Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ve güzellik, âhirette de iyilik, güzellik ver ve bizi, ey merhameti çok bol olan Allâh'im, rahmetinle ates azabindan koru.
 

Rabbenagfirli velivalideyye velil müminine yevme yegumul hisab.

 MÂNÂSI
Ey bizim Rabbimiz! Herkesin hesabina bakildigi gün beni, anami ve babami ve mü'minleri yarliga; günahlarimizi affet

16/1/2007

Abdest ve Namaz

Abdest ve Namaz

   Yüce Mevlâmız, bizleri her an sonsuz ihsânlarla rızıklandırıyor. Farkında olduğumuz ve olmadığımız binbir türlü sırla dolu olan mûcizevî hediyeler ihsân ediyor. Ve biz, âciz kulları, O'nun lutuf ve ihsânlarını, ikrâm ve in'amlarını saymaktan bile âciziz.
   İşte, sizlerle paylaşmak istediğim mevzu da, Rabbimizin en büyük lutuf ve ikrâmlarından biri olan abdest, gusül ve namazdır. Yüce Rabbimiz, bu emirleriyle kullarına meşakkatten çok rahatlık, sıkıntıdan çok sağlık murâd etmiştir. Çünkü O, sonsuz merhamet ve lutuf sahibidir.

   ABDESTİN FAYDALARI
   Namaz kılmak için ve bazı ibadetler için şart koşulmuş olan tahâret, gusül ve abdest ile temin edilebilir.    Acaba günde beş defa îfâ edilen bir ibâdet için zarûrî kabul edilmiş bulunan abdest ve gusülde ne gibi hikmet ve faydalar vardır? Vücudumuzla abdest suyunun temâsı esnasında dökülen mânevî günah ve kirlerin yanında, bedenimize ve sağlığımıza yönelik maddî ne gibi faydalar meydana gelmektedir?
   * * *
   Abdest ve gusül sayesinde;
   *Vücudumuzda biriken elektronlar atılır. Bu sayede elektronların bizde bırakmış olduğu huzursuzluk ve gerginlik hâli ortadan kalkar.
   *Genel dolaşımdaki aksaklıklar giderilir ve böylece vücut dinçliğini muhafaza eder.
   *Vücuda âit koruma sisteminin temeli olan lenf dolaşımı en yüksek seviyede çalışır.
   Bu üç hususu biraz daha detaylı incelersek;
   Sağlıklı bir vücudun temel yapısı, statik elektrik dengesiyle çok yakından alakalıdır. Havanın elektriğinden plastik giyim eşyalarına ve mobilyalara kadar birçok faktör vücuttaki statik elektrik dengesini bozarak ciddî problemlere yol açar. Otomobilden inince veya bir koltuktan kalkınca -âdeta canlı bir kondansatör gibi- fazla elektronlarla dolarsınız. Bu durum sizde sinirlilikten tutun da, yüzünüzün kırışmasına kadar birçok rahatsızlıklara yol açar. Bu saydıklarımızın tek çaresi, abdest ve gusüldür. Bu yollarla fazla elektronlarını atan birçok kimsenin, bir bebek yüzü gibi taze ve nûrlu bir çehreye sahip olduğunu, bugün hiç kimse inkar edemiyor. Suyun bulunmadığı hâllerde toprakla yapılan teyemmüm de abdestin sağlık açısından sağlamış olduğu faydaları temin etmeye yeterlidir.
   Bugün abdestin mûcizevî tesirlerinden habersiz olanlar, vücutlarındaki elektrostatik dengeyi korumak için binbir yola başvurmaktadırlar.
   * * *
   Kan dolaşımı, kalpten dokulara, dokulardan da kalbe olmak üzere "iki yönlü bir akış" içinde devam etmektedir. Bu akış, özellikle dokularda kıldan ince borular vâsıtasıyla cereyan eder. İşte bu ince damar sistemi, iç çevresinde yakılamayan gıda artıklarıyla ve çeşitli sebeplerle daralır ve dokular beslenemez hâle gelir. Oysa ki, sağlıklı bir vücutta, bu damarların lastik gibi esnek ve daralmamış olması gerekir. Peki bu nasıl sağlanacaktır?
   Abdest veya gusül sırasında derimize değen farklı sıcaklıktaki su, kılcal damarların bir dalgalanmayla açılıp kapanmasını ve eğer varsa tıkanmaya başlayan damarların açılmasını sağlar. Vücut dokularında biriken artık maddeler, genel dolaşıma geçer ve böylece dokularda büyük bir zindelik vücûda gelir.
   Artık madde birikimleri, vücudun en çok el, ayak ve yüz dolaşımında meydana gelmektedir. Bilindiği gibi abdest de bu noktaları hedef almıştır.
   * * *
   İnsan vücûdunun temel koruma sistemi, beyaz kan dolaşımıyla olur. (Lenf dolaşımı) Bu dolaşımla vazifeli olan kılcal damarlar, tenfosit dediğimiz beyaz kan hücrelerini, dokuların en ücra köşelerine kadar götürürler. Vücudun herhangi bir yerinde mikrop, yabancı madde ve özellikle kanser hücresi varsa, bu minik savaşçılar taşıdıkları kuvvetli zehirlerle onları öldürürler. Kansere veya mikroplu hastalıklara yakalanmak, bu savunma sisteminin bir yerde âciz kalıp teklediğine işaret eder. Çok yönlü ve karışık bir sistem olan lenf dolaşımında, kılcal damarların çok iyi çalışması öncelikli şartlardandır.
   Abdest sırasında el ve ayakların yıkanması, vücut merkezine uzak olan bu noktalardaki kılcal damarların dolaşım hızlarını arttırır. Ayrıca lenf sisteminin en önemli bölgeleri olan yüz, boğaz ve burun yıkanması, bu sisteme bir masaj ve güçlendirme tesiri yapar.
   Bugün insan biyolojisi konusunda söz sahibi olan bir uzmana, "lenf sistemimize nasıl canlılık kazandırırsınız?" diye sorarsanız, ister Müslüman, ister münkir olsun size ana hatlarıyla abdest almayı târif edecektir.
   * * *
   "Ey îman edenler, namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzünüzü, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı mesh edip, topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın. Cünüp iseniz boy abdesti alın…" (el-Mâide, 6) buyurmaktadır, Yüce Allâh.
   Âyet, bundan sonra teyemmümü anlatır ve son bölümünde de, abdestin farz kılınış hikmetlerinden birini şu şekilde açıklar:
   "Allâh size bir güçlük çıkarmak istemiyor. Fakat sizi temiz kılmak, size olan nîmetlerini tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz." (el-Mâide, 6)
   Bu âyette geçen "nimetlerin tamamlanması" şeklindeki ifâdeyi, modern tıp, yeni anlamaya başlamış bulunuyor. Evet, abdest almakla yukarıda belirtmiş olduğumuz tıp hârikaları gerçekleşmekte ve Cenâb-ı Hakk'ın vermiş olduğu sağlık nimeti, tamamlanmış olmaktadır.

   NAMAZIN FAYDALARI
   Namaz, hadîs-i şerîfte; "dinin direği" olarak vasfedilen bir ibâdettir. İbadet ise, yine Kur'ân-ı Kerîm'de belirtildiği üzere, "yaratılışımızın sebebi" dir.
   Namaz, Allâh'ı zikretme sırrının farklı derecelerdeki tecellî mekânı ve mü'minin mi'racıdır. Rûhî bakımdan binbir mânevî tecellî ve ziyâfetin makâmı olan bu ibâdete devam sayesinde, vücudumuzun da sayısız istifade ve nasibi vardır.
   * * *
   Göz merceklerinin kasılmadan görebildiği ve böylelikle rahatlayıp dinlendiği mesafe 1,5 metre civarındadır. Bu mesafe ise, namaz kılan kişinin secde yaptığı yere olan uzaklığıdır. Bilindiği gibi namazda secde yapılan yere bakılır ve böylelikle farkında olmadan göz mercekleri dinlendirilir. Günde 40 rekat hesabı ile bu dinlenme takrîben bir saat tutar ki, bu nimet, göz için bulunmaz bir sağlık reçetesidir.
   Vücudun en zahmet çeken yerleri, eklemlerdir. Ve bütün eklemler, namaz içinde yıpranmışlıkları gidererek sağlıklarına kavuşurlar. Şunu da açıkça belirtmek gerekir ki, namaz dışında hiçbir hareket tarzı, vücuda bu ölçüde fayda sağlamaz. Ayrıca namazın bir ibâdet disiplini içinde devamlılığı, eklemlerdeki bu huzuru ömrün sonuna kadar götürür.
   Kalbin çalışmasında ve hissî sistemlerle olan alâkasında, elektromanyetik eksenler, en ideal çizgilere gelir. Özellikle sağlıklı kişilerin günlük elektromanyetik tesirlerle, göğüs bölgelerinde hissettikleri huzursuzluklara, namaz kılanlarda hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.
   * * *
   Namazın, psikolojimiz içinde pek çok faydası vardır:
   Günde bir saat kadar da olsa, dünya telâşesinden kurtulur ve namazın penceresiyle nefes alırız. Namazlarımızı devam ettirmekle, her türlü aşırılık ve günahtan uzak kalır, ihtiras ve buna bağlı streslerden büyük ölçüde kurtuluruz.
   Namaz kılanlarda tevekkül duygusu, kendiliğinden gelişir. Böylece rûh hastalıklarında önemli bir rolü olan vesveseler (evhamlar) de giderilmiş olur.
   * * *
   Namaz, ahlâkî hayatımızı da tanzîm eder. Şöyle ki;
   Namaz kılan insanlar, Cenâb-ı Hakk'ın huzûrunda her gün onlarca defa okuduğu, "Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz." andını, şuur altında yavaş yavaş geliştirerek ahlâkî yapılarını tahlil ederler.
   Namazın rûhâniyetinden mahrum bir şekilde, şeklen de olsa onu edâ etmeye çalışanlar, secdeye kapandıkları için gururlarını kırarlar. Bu ise çok hayâtî bir meseledir. Zira ahlâk açısından en tehlikeli hastalık "gurur"dur. Bütün kavgaların, nefretlerin temelinde, nefsin bu zâlim hastalığı yatar. Namazı bir ibâdet ciddiyeti içinde devam ettirenlerin gururları, secdeye her vardıklarında mânevî bir hikmetle törpülenir. Sırf bu açıdan bile namaz, ahlâka temel olan bir ibadettir.
   Namaz, insanı kontrol eden titiz bir bekçidir. Îmânda ortaya çıkabilecek aşınmalar ve zaaf, namaz kılanlarda görülmez. Bu yüzden îmânın hastalıkları ve İslâmiyet'in temel yasakları olan riyâ ve yalan, karakter çizgimizde, yerini ihlas ve sadâkate bırakır. Böylelikle Efendimiz'in ifadesinde yerini alan, "Müslüman yalan söylemez." hükmü tecellî etmiş olur.
   Namazın; insanın maddî veya rûhî yapısında ortaya çıkardığı tesirler, bu birkaç satırda sayamayacağımız kadar çoktur.
   Fakat kesinlikle unutmamalıyız ki, buraya kadar saymış olduğumuz, maddî, bedenî ve rûhî faydalar; bizim ibadet yapış amacımız olamaz, olmamalıdır. İbâdetler, Allâh emrettiği için ve O'nun istediği şekilde yapılmalıdır. Yoksa, perhiz yapmak için oruç tutmak, vücudu dinlendirmek için abdest almak ve benzeri maksatlarla ibadetleri îfâ etmeye çalışmak, Allâh korusun, insanın âhireti açısından faydadan çok zarar meydana getirebilir.
   Biz, Allâh emrettiği için abdest alırız, onun emri sebebiyle namaz kılar ve diğer ibadetlerimizi yerine getiririz. Sonsuz merhamet sahibi olan Allâh, ibadetlerine devam eden kullarına ne gibi faydalar lütfetmişse, bu emirlerini yerine getirdikçe zaten üzerimizde tecellî edecektir.
   O halde bizleri sayısız rızıklarla perverde kılan Allâh Teâlâ'ya her an hamd ve şükr hâlinde olmalıyız.
   O'nun bizlere sunduğu bu nimetlerin kıymetinin idraki içerisinde, kulluk vazifemizi en güzel şekilde ifâ edebilmeyi Yüce Mevlâmız