« Önceki |

28/11/2008

Hakaret Ve Acizlik

Hakaret Ve AcizlikHakaret Ve Acizlik Eğer bir kişi size hakaret ediyorsa o kişi size karşı acizdir. Çünkü artık size sözle ya da başka bir itamla kendini savunamıyordur yapacağı tek bir şey kalmıştır size hakaret ederek kendini haklı duruma getirmek ya da sizin sözleriniz ya da şekil hatta geçmişte yapmış oldunuz hataları size karşı kullanarak alay etmeyi tercih edebilir hatta daha ileri giderek sizinle kavga etmeyi deneye bilir. Böylesi kişiler artık kendini savunacak bir şey bulamadığı için tek çıkar yolu bunu görmektedir. Böylesi insanlar kibirli, kendini beğenmiş kişilerdir. Kendini ondan üstün göstermek için hiçbir şeyden kaçınmaz. Karşı tarafın ne şekil ne duruma düştüğü onların umurlarında bile olmaz.

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki: "Kalbinde bir hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse cennete giremez. Tabi bunu kibirli kişi asla düşünmez kendini dünya işlerine kaptırmıştır. O kişiler bilmezler ki âhıret hayatını maffetiniğini bilmez. Bu kişilere ise gösterilen saygının kişinin hakaret etmesin diye ya da korku yüzünden saygı gösteriri lir.

Ölen kişinin iki şekil anılır biri sevinç ile diğeri üzüntü ile sevinçle anılan kişiler zalimlerdir bu kişilerin öldüğünü duyan kişiler ondan kurtardık artık yaptığı zulümlerin hesabini verecek derler ve böylesi kişilerin arkalarından dua edilmez. Hatta arkalarından beddua bile edilir. İkinci şekil ise iyi insanlardır iyi insanlar çevresi tarafından sevilen kişilerdir kalp kırmayan kibirlenmeyen yalnızca kendi çıkarını düşünmeyen karşı tarafında çıkarını düşünen. İyilik yaptığında hiçbir çıkar gözetmeyen kişilerdir. Böylesi kişilerin öldüğü zaman üzüntü ile rahmet ile anılar arkalarından dualar okunur. Başkalarına hakaret eden kişiler yalnız İslam dininde değil diğer dinlerde de sevilmezler. Bir kişi konuşurken, sohbet ederken sözlerini ve kelimelerini düşünerek ve saygılı bir şekilde karşı taraftakini incitmeden konuşmaya çabalaması lazım.

24/7/2007

Hiçbir iyiliği küçümseme

 

Hiçbir iyiligi küçümseme! Ne aç bir hayvani doyurmak küçük
bir seydir, ne de bir kardesinle karsilastiginda ona
gülümsemen basit ve degersizdir. "Kim zerre kadar hayir yaparsa
onun karsiligini görür, kim de zerre kadar kötülük yaparsa
onun karsiligini görür" (Zilzâl, 7-8).

Hz. Peygamber buyurmustur: "Cennet kapisini açacaklarin ilki
benim. Fakat beni geçmeye çalisan bir kadin görecegim ve ona:
"Sana ne oluyor? Sen kimsin?" diyecegim. O da: "Babasiz
kalmis yetimlerimin basinda oturup bekleyen bir kadinim"
diyecek."

Samdan biri geldi ve "Bana Safvan b. Süleym'i gösterin. Onu
rüyamda gördüm. Cennete girmisti" dedi. Adama: "Neden ötürü
girmis?" diye sordular. Adam: "Bir gömlekten ötürü"
cevabini verdi. Sonra bazi arkadaslari Safvan'a bu gömlek neyin
nesi deyince Safvan: "Soguk bir gecede mescitten çikmistim.
Çiplak birini görünce, hemen gömlegimi çikarip ona
vermistim." dedi.

Iyilikte büyük-küçük ayrilmaz. Cennet bir sürprizler
diyaridir. Bizi hangi amelimizin kurtaracagi da belli degildir, o
da bir sürprizdir. Bazen, dudagimizda beliren bir tebessüm
goncasi, karsimizda bütün ümitleri hazanla sarsilmis birisine
öyle bir insirah bahari yasatir ki, onun karsiligini biz,
ahirette cennet bahçeleri olarak görürüz. Öyleyse iyiliklerden
hiçbirini, ama hiçbirini küçük görmek dogru degildir. Velev ki
bu iyilik, kovadaki suyu bir baskasinin kabina bosaltmak kadar
küçük bile olsa...

24/7/2007

Kâfir Cennete girmez.

 

Kâfir Cennete girmez.

Yazar alamet

SORU: Yazar, kendi gibi ateş ehli yazarlardan da destek alarak, (Allaha inanıp barışa yönelik hizmetler veren herkes, ister yahudi, ister hıristiyan olsun Cennete girecektir.) diyor.


CEVAP

Cennete yalnız müslüman olanlar girer. Hud suresi 16. ve Tevbe suresi 17. ayet-i kerimelerinde,
gayrı müslimlerin iyi amellerinin hiç fayda vermiyeceği, Muhammed aleyhisselama tabi olmadıkları için Cehennemde sonsuz kalacakları bildirilmektedir. İyi işlere, ibâdetlere sevab verilebilmesi için düzgün iman sahibi bir müslüman olmak şarttır. (Kitab-üt-tevhid) Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ey iman edenler,yahudileri de, hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardandır. Allah, [gayrı müslimleri dost edinerek kendilerine] zulmeden kavme hidayet etmez.) [Maide 51]
(Eğer Ehl-i kitap [Kur'ana ve Muhammed aleyhisselama] iman edip [kötülükten] sakınsaydı, günahlarını örter, nimetleri bol cennetlere koyardık.) [Maide 65]
(İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler yahudi ve müşriklerdir) [Maide 82]
(Hak din yalnız İslâmdır.) [Al-i İmran 19]
(İslâm dininden başka din istiyenlerin, dinlerini Allah kabul etmez. Bunlar ahırette en büyük zarara uğrayacaklardır.) [Al-i İmran 85]
(Ey Resulüm, de ki, Eğer Allahı seviyorsanız, bana tabi olun!) [A.İmran 31]
[Ehl-i kitap] ("Yahudi ve hıristiyanlar hariç hiç kimse Cennete girmeyecek" dediler. O iddia, onların kuruntusudur. Onlara de ki "Doğru söylüyorsanız delilinizi getirin.") [Bekara 111]
(Kendi dinlerine uymadıkça, yahudilerle hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.) [Bekara 120]
(İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allahı bir tanıyan hanif, doğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.) [Al-i İmran 67]
Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Isa da her peygamber gibi müslüman idi. Hz. Musaya ve Hz. Isaya o zaman inanan kimseler de müslüman idi. Şimdiki yahudi ve hıristiyanlar, Muhammed aleyhisselama inanmadıkça, yani müslüman olmadıkça ebedi Cehennemliktir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Cennete ancak müslüman olan girer.) [Buharî, Müslim]
(Beni duyup da Peygamber olduğumu kabul etmiyen yahudi ve hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir.) [Hakim]

24/7/2007

İçki neden birden yasaklanmadı

 

 

Allah’ın bir ismi de Hakîm’dir. Yani yaptığı her işi, hikmet ve faydalara göre yaratır. Nitekim insanın büyüyüp kemale ermesi, çekirdeğin yeşerip ağaç olması, bir yumurtanın açılıp kuş olması belli bir süreçle gerçekleşmektedir. Allah’ın kâinatta geçerli olan bu kanununu, dinin bazı emirlerinde de görmek mümkündür. İşte yüce Rabbimiz, Hakîm isminin gereği olarak, alkollü içki alışkanlığını toplumdan söküp atmak için, tedriç yani yavaş yavaş men etme metodunu irade etmiştir. Diğer taraftan, içki birdenbire haram edilseydi, içkiye müptela olmuş o asrın insanları İslamiyet’i kabulde nazlanabilirlerdi. Alışkanlıklarını bırakmak istemeyebilirlerdi. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim’de içki ile ilgili ayetler, kademeli olarak şu sıraya göre nazil olmuştur:

1- “Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem bir içki yapıyor, hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için elbette ibret vardır.” (Nahl Sûresi, 67) Bu ayette içkinin güzel rızk olmadığı açıklanmıştır. Bu ayetin nüzulü ile, içkinin dinen tasvip edilmeyen bir madde olduğu anlaşıldığından, bazı sahabeler içkiyi terk etmişlerdi. Aslında bu ayetin inzali ile, içkinin ileride haram olacağı da anlaşılmıştı.

2- “Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda hem günah, hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür.” (Bakara Sûresi, 219)

3- “Ey iman edenler! Siz sarhoşken, ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisa Sûresi, 43) Bu ayet-i kerime, sarhoşken namaz kılmayı men etmiştir. Bu durumda, beş vakit namazını hiç geçirmeksizin kılan bir sahabenin, gündüz iki namaz arasında içki içmemesi gerekiyordu. Aksi takdirde, yani gündüz iki namaz arasında içki içecek olsa, alkollü içkinin sarhoşluk edici tesiri geçmeyeceği için namazı kılamayacaktı. Belki yatsı namazından sonra içki içebilecekti. Bu durumda büyük bir sahabe kitlesi daha içkiden tamamen vazgeçmişlerdi. Çünkü alkole alışmış olan vücutlar, artık yavaş yavaş ondan uzaklaşıyordu.

4 -“Ey iman edenler! İçki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki, murada eresiniz.” (Maide Sûresi, 90)

5- “Şeytan, içkide ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide Sûresi, 91)

Bu son ayet ile alkollü içkiler kesin olarak haram edilmiştir. Sahabelerden Hz. Enes (ra.) anlatıyor: Biz içki alemindeydik. Ben dağıtıyordum. Bir adam geldi “İçki haram edildi.” dedi. Arkadaşlar derhal “Şu içki kaplarını dök, temizle.” emrini verdiler. O haberden sonra kimse ağzına içki almadı.

24/7/2007

Kâbe de Dua Etmek İstermisiniz

 

Allah-ü Teâla yüce kitabında buyuruyor: Duanız olmasa ne kıymetiniz var? (Furkan, 77)

Aleyhisselat-ü Vessalam buyurdular: Dua müminin silahıdır.

Dualarımız bizi kıymetli kılan en büyük silahımızdır. bütün İslam aleminin kurtuluşu için sizleri en büyük silahımızı kullanmaya davet ediyoruz.

Şimdi yapmakta olduğunuz tüm işleri bir kenara bırakınız. Gözlerinizi kapayınız ve Kâber17;nin karşısında olduğunuz hayal ediniz. O kutsal mekanda ellerinizi sonuna kadar açınız ve yürekten aşağıdaki duayı okuyunuz:

Ey Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! Mücrim ama yüreği senin sevginle dolu bir kulun olarak affını niyaz ediyorum. Biliyorum ki sen Tevvab'sın ve tövbe için kapına gelenleri geri çevirmezsin. Beni de huzuruna kabul et ve affet Rabbim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Kerim. Estağfirullah er-Rahim. Efendimiz Muhammed aleyhisselatü vesselama alıp verdiğimiz nefesler ve okyanusların damlacıkları adedince salât ve selam olsun.

Ey Rahmeti bol Kudreti sonsuz olan Sultan! Bütün dünyada maddi ve manevi sıkıntı içerisinde bulunan Müslüman kardeşlerimize yardım ihsan eyle. Cihat eden kardeşlerimize cihatlarında muvaffakiyet ihsan eyle. Senin dininin yaymak gayesiyle gece gündüz çalışan kardeşlerimizi de muzaffer eyle Ya Rabbi!

İlahi Ya Rabbi! Müslüman devletler üzerinde kötü emelleri olan devletlerin oyunlarını bertaraf eyle. İslamiyetr17;in yeniden tüm dünyada hakim olmasını en kısa zamanda nasip eyle. Kuran-ı Kerimi bütün insanlığa rehber ve önder kıl. Kararan ruhları Kurr17;anr17;ın nuruyla aydınlat Ya Rabbi! Aydınlat Ya Rabbi! Aydınlat Ya Rabbi!